|
ATATÜRK İLKÖĞRETİM OKULU |
|
|
Balıkesir / Erdek Tlf: 0 266 835 13 71 - 835 65 06 e-mail to: erdekataturk@yahoo.com. |
|
|
Anasayfa Sunu Başarı Durumu STS Sonuçları Tarihçe Kadro Rehberlik OGYE OGEP Stratejik Plan Mezunlarımız Kubaşık Öğrenmenin Oluşumu Ölçme Değerlendirme TÜBİTAK Okul Gelişim Raporu Ders Kitapları Öğrenci Merkezli Eğitim Tam Öğrenme Çalışma Programı Etkinliklerimiz Rehberlik Planı Planlar Başkanlar Kurulu Öğrenci Temsilcileri Okul-Aile Birliği Sınıf Veli Temsilcileri Koruma Derneği Linkler Resimlerle Atatürk Gökkuşağı |
|
|
H İ E D K
BÜLTENİ
|
|
Mart - 2002 Sayı : 3 |
|
Atatürk ilköğretim
Okulu Hizmet İçi Eğitim Danışma Kurulu Aylık Bülteni |
ÖĞRENMENİN OLUŞUMU
I-DUYUSAL KAYIT
Çevreden gelen uyarıcılar öğrencinin duyu organlarını etkiler. Örneğin, sınıftaki öğretmenin sesi kitaptaki sözcükler, tepegöz ya da slayt projektörle yapılan gösteri,bilgisayardan alınan mesajlar, yazı tahtasındaki şemalar diğer öğrencilerin konuşmaları vb. birer uyarıcıdır.İşte, öğrenme ,çevreden gelen bu uyarıcıların alınmasıyla başlar. Uyarıcılar duyu organlarını etkiler ve duyusal kayıt yoluyla sinir sistemine girer.
Bilginin duyusal kayıtta kalış süresi çok kısadır. Ancak duyusal kayıtın alan olarak kapasitesi sınırsızdır.
Duyusal kayıt kendisinden sonraki öğrenme süreçleri için kritik bir öneme sahiptir. Duyusal kayıta gelen bilgi anında işlenmezse çok hızlı bir şekilde kaybolur. Duyusal kayıta gelen sınırsız uyarıcı
dan sadece dikkat edilen ,öğrencinin beklentilerine ,amaçlarına uygun olan az sayıdaki uyarıcı seçilerek kısa süreli belleğe gönderilir.Diğerleri duyusal kayıttan kaybolur.
Örneğin , çocuklar tahtadaki şemayı defterine çizerken öğretmen bir taraftan şemayı açıklıyorsa ,çocukların dikkati şema çizmeye verilmiş olacağından, öğretmenin açıklamaları duyusal kayıttan geçip kısa süreli belleğe aktarılamaz. Çünkü öğrenciler aynı anda sadece bir tür uyarıcı grubuna dikkat edip alabilmektedirler.
II – KISA SÜRELİ BELLEK (İŞLEYEN BELLEK )
Dikkat edilen ve algılanan bilgi duyusal kayıttan kısa süreli belleğe geçer.
Kısa süreli belleğin birinci işlevi sınırlı bilgiyi kısa süreli de olsa depolamaktır. İkinci önemli işlevi ise, bilginin uzun süreli bellekte depolanmasını sağlamak ve bilgiyi uzun süreli bellekten geriye getirerek hatırlamak için zihinsel işlevleri yapmaktır.
Kısa süreli belleğin alan bakımından kapasitesi çok sınırlıdır. Üç yaşındaki bir çocuğun kısa süreli belleği sadece üç birimlik bilgiyi depolayabilmektedir.yedi yaşına kadar , kısa süreli belleğin kapasitesi beş birime yükselmekte; on yaşından sonra da yetişkinlerde olduğu gibi beş birimle dokuz birim arasında değişmektedir. Kısa süreli belleğin bir başka sınırlılığı da bilgi tekrar edilmediği ya da kotlanarak uzun süreli belleğe gönderilmediği takdirde en fazla 20 saniye kadar saklanabilmekte daha sonra yok olmaktadır.
Bir birimlik bilginin kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarılması 10 saniye almaktadır. Normal konuşma hızıyla anlatımda ise bir dakikada 150 sözcük söylenmektedir. Yani her beş sözcükte bir fikir üretilmekte ve öğrenci, dakikada otuz fikri yani anlamı almakla yükümlü tutulmaktadır. Öğrenci bu fikir bombardımanı karşısında diyelim ki çok önemli olan 15’i ile yüz yüze gelse bile, dakikada ancak bunların altısını işleyerek uzun süreli belleğe gönderecek kapasiteye sahiptir. Durum böyle olunca da öğrenci geri kalan dokuz önemli fikri alamayacak , kaçıracaktır.
Yukarıdaki nedenle öğretmenler , açıklamalarını sürekli ve hızla yapmak yerine ,öğrencilerin kısa süreli belleklerinde işlem yapmalarına olanak verecek biçimde yavaş,daha çok ana tekrarlara ve özetlemelere yer vererek yapmalıdırlar.Sunular çok kısa ,öğretmen-öğrenci ,Öğrenci –öğrenci etkileşimi daha çok olmalarıdır.
Öğretmen ,derste çok şey anlatıp öğrencinin çok az öğrenmesine neden olmak yerine,çok önemli şeyleri seçip öğrencilerin tam olarak öğrenmelerini sağlamalıdır.
Kısa süreli belleğin gereğinden fazla yüklenmesini önlemek için öğrenciye otomatiklik kazan dırılmalıdır. Otomatiklik bilgi ya da işlemlerin çok fazla tekrar edilerek yetkin bir şekilde öğrenilmesi sonucu oluşur.
III- UZUN SÜRELİ BELLEK
Kısa süreli bellekte tekrar edilerek ya da anlamlandırılarak (kotlanarak) gönderilen bilgiyi sürekli olarak sakladığımız depo, uzun süreli bellektir.
Uzun süreli bellek gerektiğinde kullanılmaya hazır olarak saklanan düzenlenmiş, organize edilmiş bilgilerin depolandığı bir kütüphaneye benzetilmektedir. Bu kütüphanenin bilgiye ulaşması yani hatırlanmayı sağlayacak milyonlarca girişe ve bölmeler arasında da geçişleri sağlayacak bir ağa sahip olduğu düşünülmek tedir. Bilginin hatırlanmasının büyük ölçüde, metaryalin katlanarak uygun yere yerleştirilmesine bağlı olduğu sanılmaktadır. Tıpkı kütüphanedeki düzenlemede olduğu gibi uygun kotlu bölmelere yerleştirilmiş kitapları aradığımızda bulmak nasıl kolaysa ,doğru bir biçimde kotlanmış ve organize edilmiş bilgiyi de uzun süreli, bellekten geriye getirip kullanmak çok kolaydır.
ŞEMA
Uzun süreli bellekte bilgi, şema adı verilen yapılar içinde depolanmaktadır.Şemalar , birbirine bağlı olan fikirler, işlemler ve ilişkiler setidir. Uygun şemayı bulmaksızın herhangi bir şeyi anlamaya çalışmak, tıpkı yeni gittiğimiz bir şehirde haritasız yol bulmaya benzer. Bu çok zor ve yavaş işleyen bir süreçtir.
Öğrencinin sahip olduğu şemalar, önceki bilgileriyle yeni gelen bilgilerin ilişkilendirilmesini sağlaya
rak anlamlı öğrenilmesine yardım eder. Bu durumda bireyin önce kazandığı şemaların yapısı ve örgütlenmesi sonraki öğrenmelerini büyük ölçüde etkilemektedir.Önce kazanılan şemalar ne kadar doğru olarak yapılanır ve örgütlenirse, sonra kazanılan bilgi de o kadar kolay öğrenilmektedir.Örneğin ;’’Memeli Hayvanlar’’konusu işlenirken başlangıçta ‘’dört ayaklı karada yaşayan hayvanlar’’ olarak tanımlanırsa , memelilere ilişkin kazanılan bu yanlış şemanın içine çocuğun daha sonra suda yaşayan ‘’balinayı’’ havada uçan ‘’Yarasayı’’yerleştirmesi güç olur.
Yeni şemaların doğru oluşturulması için öğretmenlerin şunlara dikkat etmesi gerekir:
Özellikle küçük yaşlardaki çocukların öğretiminde ve öğrenci hangi yaşta olursa olsun tamamen yeni oluşacak öğrenmelere somut görsel uyarıcılar kullanılarak öğrencilerin yanlış anlamaları ve yanlış şema oluşturmaları engellenmelidir. Örneğin; ‘’DENİZ ‘’ i hiç görmemiş bir çocuğun ‘’deniz’’i öğrenmesi , denize ilişkin doğru şema geliştirmesi için film, video, slayt,poster v.b.göstermek ,sözel açıklama yapmaktan daha etkili bir öğretme – öğrenme etkinliği olacaktır.
Sık sık öğrencilerin öğrenme eksik ve yanlışları belirlenerek ,zaman geçirilmeden düzeltilmelidir.
Bu nedenle ünite sonlarında değerlendirme yapılması ,öğrencilerin doğru şemalar oluşturarak ,sonra ki öğrenmelerini bunların üzerine kurması açısından önemlidir.
Öğrenmenin oluşum sürecine göre ,öğrencinin ön öğrenmeleri, yeni öğrenmelerini hazırlayıcı ya da mümkün kılıcıdır. Bu nedenle öğretmen,öğrencinin yeni bilgiyi kazanmasını sağlarken ,yeni bilgiyi içine yerleştireceği ,ilişkilendireceği önceki bilgisiyle ilgili şemalarını harekete geçirmesi gerekir.
Dikkat
Öğrenme dikkat süreciyle başlar.Öğrenmede ilk adım dikkat etmedir. Günlük yaşamımızda her an duyu organ larımız çeşitli görüntü ,ses, hareket, koku, ısı v.b. uyarıcı bombardımanına tutulmaktadır. Eğer bu uyarıcıların tümünü algılamış olsaydık, yaşamak mümkün olmazdı. Bu nedenle bizim için önemli olan belli uyarıcılara dikkat edip diğerlerini gözardı ederek eleriz. Sadece dikkat edilen uyarıcıları işlemeye başlar ,öğrenmeyi gerçekleştiririz.
Dikkat, gerek bireylerin bilinçli içsel süreçleri gerekse çevresel uyarıcılar tarafından kontrol edilebilir.
Öğrencilerin dersi,konuyu başarabileceğine ilişkin inancı (Akademik özgüvene) dikkatini büyük ölçüde etkile mektedir. Öğrenci başarabildiği derse, konuya karşı daha çok ilgi duyup dikkatini verir.Bu durumdan ,öğrenciye kendi gücü ölçüsünde sorumluluklar vererek başardığını göstermek, derse dikkatini çekmede önemli rol oynar.
Öğrencinin Dikkatini Çekmede Kullanılabilecek Çevresel Uyarıcılar
a) Fiziksel Uyarılar
Slaytlar , teyp kasetleri ,yazı tahtasında farklı biçim ve renklerle yazılmış yazılar ,öğrenmenin jestleri , mi mikleri , ses tonundaki alçalma – yükselme , vurgulamalar, şemalar , haritalar, öykü, fıkra, dramatizasyon, oturuş biçimini değiştirme v.b. dikkati yönlendirici birer fiziksel uyarıcıdır.Sürekli olarak aynı uyarıcıların aynı biçimlerde kullanılması da dikkat çekme özelliğinin kaybolmasına neden olur.